MAKALE

:

Münafıkları Deşifre Eden Özellikleri

 

 

Münafıkları Deşifre Eden ÖzellikleriMüminlerin, münafıkların özelliklerini öğrenmeleri neden büyük bir önem taşır ve hikmetleri nelerdir?

Münafıklar, Kuran ayetlerinde bildirildiği gibi ikiyüzlü, sahtekar insanlardır ve gerçekte iman etmedikleri halde, iman etmiş gibi davranırlar. En önemlisi de, bu sahtekarlıklarını kendi başlarına yapmaz; müminlerin arasına girmeye çalışarak, sanki onlardanmış gibi görünmeye çabalarlar. Bu şekilde hareket etmelerinin nedeni, müminlerle bir arada olarak bir takım dünyevi çıkarlar elde etme yönündeki umutlarıdır.

Müminlerle birlikte hareket edip, iman etmiş gibi gözükerek, müminleri kandırabileceklerini ve onların sahip oldukları bazı imkanlardan yararlanabileceklerini sanırlar. Münafıklar umdukları çıkarları elde edemeyeceklerini anladıklarında ya da müminlerin başına Allah'tan deneme olarak sıkıntı ya da zorluk gibi görünen bir olay geldiğinde, hemen onlardan ayrılır ve gerçek yüzlerini gösterirler. Bunun ardından da müminlere zarar vermeye, Müslümanların aralarındaki birliği bozmaya gayret ederler. Müminlerden uzaklaştıktan sonra ise, inkarcılarla işbirliği yaparak bu çabalarını sürdürmeye çalışırlar. Bu nedenledir ki bu ikiyüzlü kimselere Kuran'da "münafık", (yani nifak çıkaran, bozgunculuk ve fitne üreten) adı verilmiştir.

Münafıklar, Kuran'da pek çok ayette bildirilen bozuk ahlak özelliklerine sahip insanlardır. Dolayısıyla kendisine Kuran'ı rehber edinen bir mümin, münafıkların özelliklerinden haberdar olur ve onlara karşı dikkatli davranır. Kuran ahlakını yaşayan her mümin topluluğu, mutlaka münafıklarla karşılaşacaktır. Bu bakımdan münafıkların gizledikleri kötü niyetlerini ortaya çıkarmak, gerçek kimliklerini deşifre etmek, Allah'a ve din ahlakına karşı sinsi bir mücadele yürütmelerine karşı Kuran ile fikri bir mücadele içerisinde olmak Allah Katında karşılığı umulacak önemli bir ibadet olacaktır.

İman Etmedikleri Halde İman Etmiş Gibi Gözükürler

Münafıkların temel vasfı, iman etmedikleri halde iman etmiş gibi görünmeleridir. Bunun başlıca sebebi ise Allah'a imanlarının kalben değil, göstermelik ve insanların takdirini kazanmaya yönelik olmasıdır. Allah bu kimselerin durumunu Kuran'da şöyle haber vermektedir:

İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır. (Bakara Suresi, 8–10)

Münafıklar insanları "iman ettiklerine" ikna etmeye çalışır, insanların rızası için yaşarlar; fakat kendi başlarına kaldıklarında ya da kendileri gibi münafık karakterli kimselerle bir araya geldiklerinde Yüce Allah'ın kendilerini an an izlediğinin, her ne yaparlarsa yapsınlar, her ne düşünürlerse düşünsünler bunu bildiğinin farkında değillerdir. Bu yanlış mantık yüzünden müminlerle beraberken ibadetlerini yerine getirir, onlar gibi davranır, onlar gibi konuşurken onlardan uzaklaştıklarında ibadetlerini terk edebilir, tıpkı bir inkarcının üslubuyla konuşabilir, iman sahibi olmayan bir kimsenin umursuzluğu içinde davranabilirler. Ancak taklit kabiliyetleri ne kadar gelişmiş olsa da, Allah Kuran'da münafıkların asla başarılı olamayacaklarını şöyle bildirmektedir:

Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır... (Nisa Suresi, 142)

İftira Atmak Münafıkların Genel Ahlak Özelliklerindendir

Peygamberimiz (sav) zamanında yaşanan Asr-ı Saadet döneminde, münafıkların müminler aleyhine giriştikleri saldırıların en önemlilerinden biri, müminler hakkında uydurdukları iftira ve karalamalar olmuştur. Bunun gibi tarih boyunca yaşamış olan tüm münafıklar müminleri karalamaya çalışarak kendilerini temize çıkaracaklarını sanmış, müminler hakkında attıkları iftiralarla, onlardan ayrılmalarını ve onlara düşmanlık beslemelerini meşru bir zemine oturtmaya çalışmışlardır. Ayrıca müminlere attıkları iftiralar ile müminlerin itibarını zedeleyebileceklerini sanmışlardır. Oysa atılan iftiralar, olayların müminlerin aleyhine değil, aksine Allah’ın izniyle her zaman için onların lehine gelişmesine yol açmıştır. Yüce Allah iftiracı yapıya sahip bu kişiler için Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azab vardır. (Nur Suresi, 11)

Münafıkların attıkları iftiraların en önemli özelliği ise çoğunlukla Allah’ın elçilerini hedeflemeleridir. Tarih boyunca aynı yöntemi izleyen ve Kuran'da adı geçen kavimlerdeki münafıklar ve inkarcılar da kendilerine gönderilen elçilere mesnedsiz çirkin yakıştırmalarda bulunmuşlardır. Geçen yüzyıllara rağmen bu eylemlerinde bir değişiklik yapmamışlar, suçlama mahiyeti ile aynı yöntemlere başvurmuşlardır. Ancak Allah’ın izniyle bu girişimler tarihte hiçbir zaman amacına ulaşamamıştır.

Hem Manevi Hem Fiziksel Yönden Kirlidirler

Münafıklar, Allah'ın insanlar için seçip beğenmiş olduğu din ahlakından uzak bir hayat sürerler. Dolayısıyla da çirkin ahlak özellikleri edinir, zamanla bu çirkin özelliklerini artırırlar. Birbirlerini maddi kıstaslara göre değerlendirmeleri, kıskanmaları, olayları hiçbir zaman hayra yormamaları, sürekli kötülük tasarlamaları ve müminlerin aleyhinde faaliyet sürdürmeleri gibi kötü özellikleri sonucunda ortaya çirkin bir ahlak yapısı çıkar. Nitekim içlerinde böylesine çirkin bir ruh hali yaşayan münafıklar için Allah şöyle hüküm vermektedir:

Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler. Artık siz onlara sırt çevirin. Onlar gerçekten pistirler. Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, barınma yerleri cehennemdir. (Tevbe Suresi, 95)

Ayette de bildirildiği gibi, bu kişiler fiziksel anlamda da kirlidirler. Nitekim ruhsal ve fiziksel güzellik, birbirleriyle yakından bağlantılı iki kavramdır. Kalbinde kötülük olan bir kişinin elbette ki yaşantısı da kirlidir. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise İslam ahlakının en önemli özelliklerinden biri olan temizliği kendilerince bir yük olarak görmeleri ve bu konuda hiçbir çaba harcamamalarıdır. Rabbimiz, kalplerindeki hastalık sebebiyle münafıkların kirlerini artırdığını bir ayette şöyle bildirmektedir:

“Kalplerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip arttırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir.” (Tevbe Suresi, 125)

Allah’ın Değil İnsanların Rızasını Gözetirler

Münafıklar, genel hal ve tavırlarında sürekli olarak Allah'ı değil, müminleri ve diğer insanları hoşnut etmeye çalışan bir ruh hali içindedirler. İnsanların beğenisinin, övgüsünün ve hoşnutluğunun onlar için dünyada görebilecekleri en büyük karşılık olduğunu düşünürler. Herşeyi bu övgüyü kazanmak için yaparlar. Dolayısıyla da kendilerini Allah'ın sınırlarını koruyan bir mümin gibi göstermek için abartılı ancak samimiyetsiz tavırlarda bulunurlar. Kendilerini ön plana çıkarmaya, yaptıkları herhangi bir işi herkese duyurarak kendilerince göz doldurmaya çalışırlar. Kuran'da münafıkların bu davranışları şöyle haber verilir:

"Sizi hoşnut kılmak için Allah'a yemin ederler; oysa mümin iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve elçisi daha layıktır." (Tevbe Suresi, 62)

Münafıklar, samimi bir imana sahip olmadıkları için yaptıkları bir iyiliğin gizli kalmasından da son derece rahatsız olurlar. Yaptıklarından olabildiğince fazla kişinin haberdar olmasını isterler ki, kendilerince müminlerin takdirini kazanabilsinler. Tek amaçları kendilerini ön plana çıkararak, insanlar arasında bir yer edinmek, itibar sağlamaktır. Bu gerçek ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:

“Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar. Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.” (Nisa Suresi, 142–143)

Münafıklar Allah rızasını amaçlamadıkları için her ne yaparlarsa yapsınlar hem dünyada hem de ahirette Allah tarafından küçük düşürüleceklerdir. Açıktır ki hem dünyada, hem de ahirette çekecekleri bu ceza, ancak yaptıklarının bir karşılığı olacaktır. Bir ayette bildirildiği gibi; "Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmederler." (Yunus Suresi, 44)

Münafıklar:

  • İman etmedikleri halde etmiş gibi gözükürler
  • İftira atmak genel ahlak özellikleridir
  • Hem manevi hem fiziksel yönden kirlidirler
  • Allah’ın değil insanların rızasını gözetirler
  • Allah’tan değil insanlardan korkarlar
  • İyiliğe engel olur, kötülük yapmak için yarışırlar
  • Şeytanı dost edinirler
  • Allah’ı çok az anarlar
  • Kibirlidirler
  • Allah’ın emrettiği ibadetleri çıkar kazanmak için taklit etmeye çalışırlar
  • Rahat değildirler, sürekli tedirginlik içinde yaşarlar
  • Kuran ayetlerini anlamazlar
  • Kolaylıkla ümitsizliğe kapılırlar
  • Mallarını gösteriş olsun diye harcarlar
  • Allah yolunda ciddi bir fedakarlık yapamazlar
  • Açgözlü ve bencildirler
  • İnkarcıların eziyetinden, Allah’ın azabından daha çok korkarlar
  • Kendi aralarında da anlaşmazlık içindedirler
  • Allah adına mücadeleden bahane bularak kaçarlar
  • Nankördürler
  • Kuvveti ve onuru inkarcılarda ararlar
  • Güvenilmez insanlardır
  • Tevekkülsüzdürler
  • Kendi çıkarlarını gözetirler ve adaletsizdirler
  • Cehennemin en aşağı tabakasına atılacaklardır


Müminler

  • Yüce Allah’a gönülden iman ve itaat ederler
  • Her ne olursa olsun dürüst davranır, yalan söylemekten titizlikle kaçınırlar
  • Manen ve fiziksel olarak her türlü kirlilikten arınmışlardır
  • Hayatlarının tamamını Allah rızası için yaşarlar
  • Allah’ın dışında hiç kimseden korkmazlar
  • İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar
  • Dostları Allah, O’nun elçileri ve müminlerdir
  • Gün içinde sık sık Allah’ı zikreder ve tesbih ederler
  • Alçakgönüllüdürler
  • İslam ahlakının gereği olan tüm ibadetleri büyük bir ihlasla ve titizlikle yerine getirirler
  • Daima Allah’a samimi olarak iman etmiş olmanın huzurunu yaşarlar
  • Allah onlara Kuran ayetlerini anlamayı ve kalben tatmin bulmayı nasip etmiştir
  • Kadere olan teslimiyetleri nedeniyle daima ümitvar bir ahlak sergilerler
  • Yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek infakta bulunurlar
  • Allah yolunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz, her fedakarlığı şevkle yerine getirirler
  • Kanaatkar ve ince düşüncelidirler
  • İnkarcıların Allah yolunda önlerine çıkardıkları her türlü zorluğu şevkle karşılarlar
  • Kendi aralarında “… sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi…” (Saff Suresi, 4) kuvvetli bir tesanüd içindedirler
  • Allah adına her türlü mücadeleye taliptirler
  • En zor koşullarda dahi Allah'a şükür halindedirler
  • Gücün ve onurun yegane sahibinin Allah olduğunu bilirler
  • Dünyanın en güvenilir insanlarıdır
  • Allah’a tam bir teslimiyet içindedirler
  • Kendi yakınlarının aleyhine bile olsa adaletten vazgeçmezler
  • Sonsuza dek Allah’ın vaat ettiği cennet yurdunda konaklayacaklardır